Ocaklar.com Forum Ana Sayfası
 
    AramaArama      Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   Kayıt OlKayıt Ol 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

EĞİTİMİMİZİN DURUMU BU!

 
   Ocaklar.com Forum Ana Sayfası -> Öğretmen Evi Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
gokselsayli
Ocaklar.com Vatandasi
Ocaklar.com Vatandasi


Kayıt: 19 Oca 2004
Mesajlar: 147
Nerden: AYDIN

MesajTarih: Pts Şub 06, 2006 11:55 am    Mesaj konusu: EĞİTİMİMİZİN DURUMU BU! Alıntıyla Cevap Ver
Aşağıdaki mektubun yazarı bir öğretmen... Ancak, adını ve nerede çalıştığını gizlemek zorunda kalmış; tahmin edebileceğiniz nedenlerle...

Mektup, aşağıdaki haliyle bir üniversitemizin "Öğretmenler Günü" toplantısında da okunmuş, gözyaşlarıyla...







Merhaba!

İstanbul’da bir lisede öğretmenlik yapıyorum. Çalıştığım okul, çoğunluğu Anadolu'nun en ücra köylerinden gelip yerleşen (yerleşemeyen) insanların oturduğu bir çevrede.

Etrafımız gecekondu mahalleri. Gecekondu olmayan yerlerde de derme çatma binalar var. İstanbul’un pek çok yerinde artık görmeye alıştığımız bir manzara var aslında burada da.

Sözünü ettiğim yerleşim yerinin 5 dakikalık mesafesinde modern bir alışveriş merkezi var! Atardamarın hemen üzerinde bu okul.



BUNLARIN HEPSI GERÇEK:



BİLİYOR MUSUNUZ*?



*Bu yıl lise 1. sınıfta okuma yazma bilmeyen bir öğrenci var.



*Bir öğrenci okula "satır" getirmekten uzaklaştırma cezası aldı.



*İki hafta önce okulun önünde çıkan bir kavgada bir öğrencimin boynu döner bıçağı ile kesildi; 28 dikiş atıldı. (Çok şükür şah damarına gelmedi)



*Bu çevrede kimse kışın aksam beşten sonra sokakta yalnız yürümüyor.



*Geçtiğimiz hafta, bebek bekleyen müdür yardımcımız bir öğrenci tarafından karni tekmelenmekle tehdit edildi.



*Dışarıdan elini kolunu sallaya sallaya giren bir adam, kendisini dışarı çıkarmaya çalışan kat nöbetçisi bayan öğretmeni bıçakla tehdit etti.



*Derste sıkıntı yarattığı için öğretmeni tarafından cezalandırılan öğrencinin aşiret olan ailesi okulu bastı.



*Bir öğretmenimiz sınıfta bıraktığı öğrenciden tehdit telefonları aldı.



*Öğrencilerimizin % 86'sı sigara içiyor.



*Öğrencilerimizin % 42'si hap kullanıyor!



*Okulun etrafında hap satanları, okulun içinde hap kullananları polis biliyor.



*Öğrencilerimizin % 23'ü ensest ilişki mağduru.



*Geçtiğimiz yıl bir kız öğrencimizin babası, çocuğundan(öğrencimizden) dayak yediği için okula sığındı.



*Yalnızca koridorda birbirlerine çarptıkları için kavgaya tutuşan iki kız öğrencinin aileleri okulun önünde birbirlerine yumruk yumruğa saldırdılar.



*Bazı kız öğrenciler 100 kontör karşılığında minibüs şoförlerine, hali saha sahiplerine kendilerini kullandırtıyorlar (cinsel anlamda)



*Bu yıl bir erkek öğrenci, bir kız öğrencinin kendisine cinsel tacizde bulunduğunu söyleyerek şikâyette bulundu.



*Geçtiğimiz yıl bir anne, kızının saçının boyalı olması üzerine okula çağırıldığında, kızını okula koca bulmak için gönderdiğini bu nedenle de süslenmesi gerektiğini söyledi.



*Velilerin % 42'si kayıttan sonra bir daha okula uğramıyor.



*Maddi yetersizlikten dolayı üç, dört aile bir oda-bir salon bir evi paylaşıyorlar.(Sayıları azımsanamayacak ölçüde.)



*Her ay öğretmenler aramızda para toplayıp bir öğrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri alıyoruz.



*Geçtiğimiz yıl cuma okul kapanışı töreninde baygınlık geçiren bir öğrencinin iki gündür hiçbir şey yemediğini öğreniyoruz.



*Öğrencilerin çoğunun hayatında kan davası, intihar, boşanma, dayak, kaçma, kaçırılma, hapis gibi hikâyeler var. (Ailelerinde yasanmış)



*Geçtiğimiz yıl iki gün boyunca evine gitmeyen bir öğrenciyi velisi gelip okulda arıyor. (Kızın biriyle kaçtığı anlaşılıyor daha sonra.)



*Annesi babası ayrı veya boşanmış olan öğrencilerin çoğu uzak akrabaların yanında kalıyor. Anne ya da baba çocuğu almak istemiyor veya üvey anne - babalar istemiyor.



*Geçtiğimiz yıl sorun çıkardığı için müdür tarafından tartaklanan bir öğrenci mahalleden topladığı tanıdıklarıyla müdürün odasını basıp tehditler savurdu.



*Veliler toplantılara "ocakta yemeklerini bırakarak", ayakkabılarının topuğuna basarak, mantolarını omuzlarına atarak geliyorlar.



*Velilerin büyük bir çoğunluğu öğretmene nasıl hitap edileceğini bilmiyor. (Güzelim, hanim kızım, sen, hocaaaaa, ablası..! )



*Sakallı, şalvarlı, cüppeli bir veli toplantılara gelip yalnızca erkek öğretmenlerle görüşüyor!



*Geçtiğimiz yıl 1000 öğrenci kapasitesi olan okulda kütüphaneye üye olanların sayısı 7(yedi).



*öğrenci tanıma formlarındaki "Çaldığınız müzik alet(ler)i" bölümüne radyo, teyp, walkman yazan azımsanamayacak sayıda öğrenci var.



*Öğrencilerin azımsanamayacak bir bölümü doğum tarihlerinin gün ve ay kısımlarını doğru yazıyorlar ancak yıl bölümüne 2004 yazıyorlar!



*Lise birinci sınıf öğrencilerim "Soru işareti nerede kullanılır?" soruma yanıt veremediler.



*Kayıt yaptıran bu öğrenciler çarpım tablosunu bilmiyorlar; 10 ve katları ile çarpma ya da bölme işlemi! yaparken bile hesap makinesi kullanıyorlar. (Geçtiğimiz ay sinirden gözlerine kan oturmuş bir halde sınıftan çıkan matematik öğretmenimiz koltuğa çökerken öğrencilere bir ders boyunca 300'ü 2'ye böldüremediğini anlattı.)



*Maddi durumu iyi olan sayılı öğrencilerden birinin velisi, geçtiğimiz yıl akan damımızı onardı. (Notlarının hemen hepsi zayıf olan öğrencinin sınıf geçmesi şartıyla!)



*Öğrencilerimizin % 60'ı sağlıksız beslenmeden dolayı hasta (aralarında dispanserlik olanlar var) ancak öğrencilerimizin %9 0'ında cep telefonu var. (Cep telefonları son model, bazıları kameralı)



Ben bu okulda 3 yıldır öğretmenlik yapmaya çalışıyorum.

Bu olaylara alışmamak için, artik alışıp bunları neredeyse doğal karşılayan yılların öğretmenleri gibi olmamak için uğraşıyorum.



Biliyorum ki eğer alışırsam geleceğe dair hiçbir umudum kalmayacak.

Her gün büyük bir çaresizlik ve endişeyle "Acaba bugün ne olacak?" diye başlıyorum isime. Olaysız geçen günler Allah’ın nimeti!



Biliyor musunuz, sınıfta gezinerek ders anlatırken Atatürk'ün gözleriyle karsılaşmamaya çalışıyorum, kafamı kaldırıp resmine bakamıyorum. Basımın üzerinden "Ey Türk Gençliği!" diye bağırdıkça utancımdan omuzlarıma gömülüyorum.



Biliyor musunuz, 10 Kasım’larda, 29 Ekim'lerde şiirler okunurken, marsımızı dinlerken ağladığımda herkes günün anlamına ağladığımı sanıyor; oysa çaresizliğe ağlıyorum.



Muhtaç olduğu kudretin dolaştığı asil kani uyuşturucuyla zehirleyen öğrencilerimi kurtaramıyorum. Öğrenmeye direnen, kendini kapatan öğrencilerime İstiklal Marşı’nın anlamını bile öğretemiyorum.

Daha da yazacaktım ancak yazdıkça yüreğim ağırlaşıyor.

Sevgi ve saygılarımla...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Ocaklar.com Forum Ana Sayfası -> Öğretmen Evi Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız